|
Avrupa ve Asya kıtalarını biribirine
bağlayan iki geçiş noktasından biri olan Keşan; aynı zamanda, diğer
geçiş noktası İstanbul’u İpsala Gümrük Kapısı üzerinden
Yunanistan’a; Edirne’yi Çanakkale Boğazı üzerinden Anadolu’ya
ulaştıran önemli bir kavşak noktası...
Edirne’nin en büyük ilçesi Keşan, bağlı olduğu ile 112,
İstanbul’a 215, Yunanistan’a ise 35 kilometre mesafede yeralıyor.
Doğuda Malkara, batıda Enez ve İpsala, kuzeyde
Uzunköprü, güneyde Gelibolu ve Saros Körfezi’yle çevrelenen ilçenin,
Mecidiye, Çamlıca, Beyendik, Yenimuhacir ve Paşayiğit olmak üzere 5
beldesi, 44 de köyü var.
Keşan’dan günümüze harabe olarak ulaşan en eski
eserler, Mecidiye sahilindeki M.Ö. 4. yüzyıla ait yerleşme
kalıntılarıyla, Yayla sahil kesimindeki kale kalıntısı ve
Gökçetepe’de Ortaçağ’da inşaa edilen Ceneviz Kalesi...
İlçe merkezinde bulunan Hersekzade Ahmet Paşa Camii,
restorasyonlarla günümüze kadar ulaşabilmiş en önemli yapı.
1511’de kesme taştan inşaa edilen tek kubbeli cami,
erken Osmanlı mimarisi özelliklerini taşıyor. Giriş kapısı
tarafındaki bölümü sonradan eklenen caminin, avlusundaki 12 köşeli
mermer şadırvan ve üzerindeki süslemeler dikkat çekiyor.
Caminin haziresinde çeşitli dönemlere ait mezarlar ve işlemeli mezar
taşları yer alıyor.
Cami yakınındaki Osmanlı dönemine ait çift kubbeli hamam da
kısmen yıkılmış olarak günümüze ulaşabilmiş tarihi eserlerden. Bu
eserin restorasyonu için çalışmalara başlanmış durumda.
Keşan’da zamana meydan okuyan eserlerden biri de Mercan
köyündeki tarihi taş köprü…
Osmanlı köprü mimarisinin belirgin özelliklerini taşıyan üç
kemerli köprü de, günümüze kadar ayakta kalmayı başarmış eserlerden.
Yöreye özgü eski taş evlerin çoğu ise, yerlerini çok katlı
yapılara bırakarak yavaş yavaş yok oluyor.
Günümüze kadar gelebilen yapılar arasında, şimdi Sağlık
Meslek Lisesi olarak kullanılan hastane binası ile Cumhuriyet Dönemi
sivil mimarlık örneklerinden Öğretmen Evi var.
Keşan, uygarlık birikiminin kıtadan kıtaya taşınmasında da
hep köprü işlevi görmüş tarih boyunca…
Balkanların ve Anadolu’nun zengin kültür özelliklerini, halk
türküleri ve oyunlarında görmek mümkün.
Davul-zurna, Keşan oyunlarının vazgeçilmezi. Ud, keman, klarnet,
kanun ve darbukadan oluşan, “ince çalgı” denilen saz takımı ise
düğün evlerinin baş konukları…
Keşan’ı yurtiçi ve yut dışındaki festivallerde temsil eden, tümüyle
köy halkının oluşturduğu Lalacık Halkoyunları Ekibi, bölge insanının
müzik ve oyun alanındaki yeteneklerini de gösteriyor. Ekip,
katıldığı yarışmalardan birçok kez ödülle dönüyor.
Keşan’da derlenen Kazibe ile Balkan Gaydası da denen Çamko,
Zigoş, Kabadayı, Debreli Hasan, İstanbul Kasabı, Patuşka, Hanım
Ayşe, Pomak bölgedeki çok kültürlülüğü yansıtan başlıca
halkoyunları…
Keşan; müziği, folkloru ve her yıl Mayıs ayında düzenlenen
“Dallık Şenliği” ile gelenekseli yaşatırken, yeniye de kucak açıyor.
2003 yılından bu yana her yıl gerçekleştirilen Keşan Kültür ve
Turizm Festivali, yerli ve yabancı konukları biraraya getiriyor,
komşu Yunanistan, Balkan ülkeleri ve Uzakdoğu kültürlerini de
festival ziyaretçileriyle paylaşıyor.
Yerel yemeklerin yarıştığı festivalde, Keşan’a özgü meşhur
“Satır Et”in de tanıtımı yapılarak, ziyaretçilerin bu lezzeti
tatması sağlanıyor.
Uluslar arası Satranç Turnuvası, resim sergileri, hava
gösterileri, Erikli sahilinde gerçekleştirilen plaj voleybolu,
yelken gösterileri ve konserlerle zenginleşen festivalle, ilçenin
kültür ve turizm merkezi olması hedeflenirken, diğer taraftan da
ticari hayatın canlanmasına katkıda bulunuluyor.
Keşan Belediyesi’ne ait Rasim Ergene İçmesuyu Arıtma Tesisi
aracılığıyla, 50 bin nüfuslu ilçeye temiz su verilmesini sağlayan
Kadıköy Barajı’nın yanısıra, Kocadere, Dokuzdere, Mercan gibi
göletlerle, Keşan Ovası ve köylerinin bereketli toprakları da
sulanıyor.
Göletler, amatör balıkçıların da uğrak yeri…
1087 kilometrekare yüzölçümündeki ilçe topraklarının yüzde 51’i
tarım arazisi.
Ağırlıklı olarak ayçiçeği, buğday, arpa, pirinç, mısır, kavun,
karpuz üretiminin yapıldığı Keşan’da, sebze ve meyvecilik de
gelişmiş durumda. Domates, biber, kabak, patlıcan, bamya; elma,
armut, badem, ceviz, erik ve şeftali en çok yetiştirilen ürünler
arasında. Çoğunlukla salatalık üretiminin gerçekleştirildiği
seracılık ile bağcılık ve arıcılık da, her geçen yıl daha fazla
gelişme gösteriyor.
Etinin lezzetiyle de tanınan Keşan’da, büyük ve küçükbaş hayvan
yetiştiriciliği, süt ve peynir üretimine de katkıda bulunuyor.
Ağır sanayi dallarına yer vermemesi sayesinde, sahip olduğu
çevresel değerleri korumayı başarmış olan ilçede, tekstil
atölyeleri, un ve tuğla fabrikaları, maden ocakları önemli ölçüde
istihdam sağlarken; İstanbul yönünden Keşan’a girişte sayıları hızla
artan mobilya ve otomotiv satış mağazaları ile hipermarketler de,
son yıllarda Keşan’ın çehresini değiştiren unsurlar arasında
yerlerini alıyor.
Güney Trakya’nın çekim merkezi olma yolunda ilerleyen Keşan’ın
ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayalı olsa da, ticaret ve turizm de
ilçe ekonomisine önemli katkı sağlıyor.
Cumartesi günleri kurulan Keşan Pazarı, yalnızca şehir halkından ve
çevreden gelenlerden değil, aynı zamanda Yunanistan’dan gelen
konuklardan da rağbet görüyor.
Korudağ Ormanlarıyla nefes alan Keşan, Saros Körfezi’nin eşsiz
güzelliğiyle, turizm cenneti olma yolunda ilerliyor.
Bu eşsiz doğa parçası, sadece temiz ve berrak sularında yüzmek için
tatile gelenlerin değil; muhteşem sualtı güzellikleriyle
dalgıçların; ormanlarıyla yürüyüşçüler ve kampçıların da en çok
tercih ettikleri yörelerden.
Keşan ilçe sınırlarındaki Sazlıdere, çam ağaçlarının denizle
buluştuğu Gökçetepe, dalgıçların hareket noktası İbrice Balıkçı
Barınağı, Uzunkum, İtalyan Koyu, Mecidiye, Erikli, Danişment ve
Yayla sahilleriyle tatilcilere eşsiz güzellikler yaşatan Saros
Körfezi, Dünyada rüzgar sörfüne en uygun az sayıdaki körfezden biri
olması nedeniyle, rüzgar sörfü ve yelken sporuyla uğraşanların da
gözdesi.
Erikli sahili ise, arkasındaki doğal tuz gölü, kumsalı, temiz
suları ve eğlence mekanlarıyla, körfezin çekim merkezi olmaya devam
ediyor.
Dünyanın sayılı metropollerinden İstanbul’a yakınlığı, ulaşım
kolaylığı ve yılın 12 ayı açık işletmeleriyle, yalnızca yaz
sezonunda değil, her mevsim büyük kentlerin yorgunluğunu atmak,
hobilerini gerçekleştirmek, kongre ve toplantılarını düzenlemek
isteyenlere kucak açan Saros Körfezi, turizmden hakettiği payı
almayı hedefliyor. |
|
|
|